Ocak'ta Belirledigin Hedefler Şubat'a Kalmadan Çöpe Gidiyor
Sana Hiç Söylenmeyen Bir Gerçek Var: Bu Sistemi Öğrendiğinde Sadece Bir Ayın Değil, Tüm Hayatın Baştan Aşagı Degişebilir.
Şimdi sana bir soru sormama izin ver...
Sen de sürekli Ocak ayında yeni hedefler belirleyen ve büyük bir motivasyonla başlayan ama Şubat'a bile varmadan o hedefleri unutan kişilerden biri misin?
Belki de Şubat'ı bile bırak…
Üç gün bile geçmeden hepsini unutuyorsun.
Çoğu insan "Hedef Belirlemek" denilen eylemin doğru bir eylem olduğunu zannediyor.
Ama aslında...
Hedef belirlemenin gelecekte onları mutsuz, bitkin ve hayattan bıkmış bir insana dönüştürebileceğinin farkında bile değiller.
Dünya genelinde oluşturulan hedeflerin %92'sinin Şubat ayına dahi varmadan çöpe gitmesine neden oluyor. Dahası ise...
Sosyal medyada gördüğün her "başarılı insanın" geleceğini sinsice nasıl sabote ettiğini gösteriyor.
Ve bu aynı gerçek, eğer önümüzdeki 10 dakika boyunca bu sayfadan ayrılmazsan, gelecek hayatının belki de 10 ila 20 yılını etkileyebilir. Ama en önemlisi şu...
Bu sistemi ögrendikten sonra...
Yarın hemen bir anda hayatını değiştirme kararı alabilirsin.
İş hayatında büyük değişiklikler yapmak isteyebilirsin.
Aile hayatında köklü düzenlemelere gidebilirsin. Çünkü bu öyle bir şey ki…
Yarın bir bakmışsın, farklı bir amacı gerçekleştirmek için yataktan kalkıyorsun.
Hayatta ne istediğini artık bulmuşsun. Kendini ve benliğini keşfetmişsin.
Çok iddialıyım değil mi?
Evet öyleyim
Ama bu iddianın arkasında OSF Uluslararası Akademik Platformu'nda yayımladığım 6 yıllık bağımsız akademik bir araştırma var. Dahası ise...
Neden yıllardır okuduğun kişisel gelişim kitaplarının hiçbir işe yaramadığını…
Neden satın aldığın o pahalı koçluk paketlerinin birkaç hafta içinde etkisini yitirdiğini…
Neden Pomodoro tekniği, yapılacaklar listesi ve "sadece yap" tavsiyelerinin seni bir noktadan öteye taşımadığını. Ve en garibi...
Neden yıllardır aslında kendi hedeflerinin değil de BAŞKALARINA AİT HEDEFLERİN peşinden koştuğunu…
İşte bunların hepsini birer birer göreceksin.
Ama şimdi muhtemelen kafanda şöyle bir ses yükseliyor:
Haklısın. Gardını yüksek tutmalısın.
Çünkü internet, hayatını değiştirecek "mucizevi sistemler" satan insanlarla dolu.
Çoğu aldatmaca. Çoğu seni geride bırakıyor. Çoğu tekrar ambalajlanmış eski fikirlerle dolu.
Ama ben sana söz veriyorum...
Sonraki 10 dakika içinde göstereceğim şey, ne bir aldatmaca, ne seni geride bırakıyor, ne de "yeniden ambalajlanmış eski bir fikir". Çünkü…
Merhaba ben Selman Uyanık.
Bağımsız bir araştırmacıyım. Alışkanlık yönetimi ile dopamin sistemini dünyada ilk defa birleştirdiğim Zihinsel Yeniden Yapılandırma Tekniği'nin, Hikaye Meditasyonları Türü'nün, Dopaminerjik Mükemmeliyetçilik yaklaşımının ve DEPTH sistemi'nin kurucusuyum.
Ve son 6 yıldır çok önemli bir soruyla uğraşıyorum:
Bu soruyu takip ettim. Okudum. Araştırdım. Yayınladım.
Çalışmalarım açık erişimli akademik platformlarda, kim isterse okuyabilir, eleştirebilir, doğrulayabilir:
… ve daha da arkadan gelen çalışmalarımı saymadım bile…
Ama bu satırları "bak ne kadar şey ürettim ve yaptım" demek için yazmıyorum.
Yazıyorum çünkü bugün söyleyeceğim şey, sana daha önce hiç söylenmemiş bir şey.
Ve böyle bir iddianın arkasında dursun diye, çalışmalarımın iz sürülebilir olması gerekiyor.
Sonuç olarak şunu söylemeliyim:
Şimdi sana göstereceğim yeni model, şu ana kadar 70'ten fazla ücretsiz ilk okuyucuyla test edilmiş…
Telif ve eğitim hakları tamamen bana ait olan. (Yani benden başka kimse size anlatamaz.)
5 adımlı bir sistem.
Ve adı:
Bak Şimdi…
Bu sistemi gören insanlar bana ne yazdı, sende görebilirsin:
"Öncelikle böyle bir sistemi ulaşılabilir kıldığınız için teşekkür ederim. 🙏
Benim için faydalı oldu çünkü ben ne istediğini bilen birisi değildim. Hep uzun uzun yapılacaklar listesi hazırlarım yapmam, hayal panosu hazırlarım ama yıl sonunda hiçbiri gerçekleşmez, yılı çeyreklere bölüyorum 2 senedir her çeyrek görevleri bir sonraki çeyreğe sarkıyordu gibi sorunlarım vardı.
Sisteminizin en büyük faydayı da burada yaşadım: bana neyin iyi geleceğini kesinleştirdim. Kim olduğuma sahip çıkmaya başladım.
Mesela ben kreatif, freelancer işlerin beni mutlu edeceğini biliyordum içten içe fakat çevremdeki herkes kpss çalış biz öyle yaptık, garanti dediği için benim aklım kayıyordu ben yanlış bir şey mi düşünüyorum acaba, ben kendimi mi kandırıyorum diye düşünüyordum ama hayır ben kendim olmak istiyordum.
Şimdi kim olduğuma sahip çıkmaya başladım ben. 🤩
Belki böyle bir sisteme ulaşabilmek için 10 farklı kitap okumam gerekebilirdi sizin sisteminizi görmem yetti 🙂 teşekkür ediyorum tekrardan, başarılarınızın devamını diliyorum. Ben sisteminizi uygulamaya devam edeceğim 🙏"
Bir de çok prestijli bir havayolunda (şirketin adını yasal nedenlerle veremiyorum) çalışan Aleyna Hanım bu sistemi öğrendikten sonra bana şöyle yazdı:
"Merhaba Selman Bey… 10 yıldır kabin memuru olarak çalışıyorum.
Mesleğimin dezavantajlarını azaltabilmek için sağlıklı beslenme ve spor yapma daha uzun yıllar bu mesleği yapmama fayda sağlayacağını bildiğim halde zor geliyordu hala geliyor ama en azından sebebini biliyorum.
Bu anlamda diğer insanlara göre bambaşka bir noktadayız herkese uyarlanan şeyler bizim hayatımızda uygulanamıyor.
Sizin de önceliğiniz çevre ve şartları düzenlemek olmuş kendime haksızlık etmeme kararı aldım :)
Çalışma alanı: yaşam mimarisi kısmında sorduğunuz sorular bende belki de başka hedeflere (yer eğitmenliği) yönelmeli miyim düşündürttü.
Bu anlamda gerçekten teşekkür ederim."
Görüyor musunuz?
Bu kişiler bu sistemle hayatının yönünü değiştirmeyi düşünmeye ve hatta uygulamaya başladılar. Yani, Miray hanım KPSS'yi bırakıp kendi istediği alana yöneldi ve Aleyna hanım ise 10 yıldır çalıştığı kurumdan 2 saat içinde öğrendiği bir bilgi nedeniyle kurtulması gerektiğini düşünüyor. İnanabiliyor musun?
Ayrıca bu yorumlar gibi daha bir çok yorum alıyorum.
Ve bu yorumların bu sistem hakkında gösterdiği gerçek şu:
Bu gerçekten CİDDİYE ALINMASI GEREKEN BİR ŞEY.
Ve sana şimdi bunu kanıtlayacağım…
Ama önce sana bir şey itiraf etmeliyim.
Bu araştırmaya başlamadan önce ben de senin gibi düşünüyordum.
"Problem hedef koymayı bilmemek olamaz. Çünkü herkes hedef koyabilir."
Bu yüzden:
Ve aynı yanılgıya milyonlarca insan düşüyor.
Sorunun nedenini farklı yerlerde arıyorlar.
Ama sorunun nedeni aslında hiç bilmediğin bir yerde.
Öyleyse şimdi sana bunu göstermeme izin ver…
Kısa bir bilimsel gerçek.
Hedef koyduğunu sandığın her anda, beynin aslında sana küçük bir oyun oynuyor.
Sosyal medyada birinin başarısını görüyorsun.
Bir podcast'te birinin hayat tarzını duyuyorsun.
Sana başarılarını, neyi nasıl kazandığını açıklıyor.
Ve sana diyor ki…
Bu parayı kazanabilir, bu evi alabilir ve bu arabaya binebilirsin.
Mesela bu kişilerden bir tanesi…
Kriptonun ne kadar çok para kazandırdığından bahsediyor,
Diğeri…
E-ticaretin senin hayatını nasıl değiştireceğini anlatıyor…
Başka bir tanesi…
Dijital göçebe olmanın seni ekonomik bağımsızlığa nasıl götüreceğini konuşuyor.
Ya da kendi arkadaşlarından biri…
"Bu işte çok para varmış. Gel hemen o alana geçelim!" diyor.
Tanıdık geldi değil mi?
Kendi hedeflerini sanki seninmiş gibi sana anlatıyorlar.
Ve her biri, senin beynine bir tane daha "uydurulmuş hedef" enjekte ediyor.
Sonra beyninde, senin kontrolün dışında, bir şey oluyor:
Saniyeler içinde.
Sen henüz farkında bile olmadan.
Ve dopamin salgılandıktan sonra, beynin ileriye dönük bir iş yapıyor:
Bu salgıya bir hedef icat ediyor.
Ve şöyle diyorsun:
Eğer ben de o adam veya kadın gibi olmak istiyorsam…
Sen de bu hedefi KENDİ BELİRLEDİĞİN BİR HEDEF SANARAK harekete geçiyorsun.
Ama bunu sen belirlemedin.
Sadece beynin dopamin salgısına sonradan bir mantık buldu.
Ve bu, benim uydurduğum bir şey değil.
Bu, nörobilim araştırmalarında defalarca gözlemlenen bir döngü, dışarıdan gelen yüksek kazanç, getiri algısı gibi arzu verici tetikleyiciler, beyninde dopamin salgılatıyor ve bir 'isteme' dürtüsü yaratıyor. Sonra sen…
Bu dürtüye bir hedef adı takıyorsun, onu kendin seçmişsin gibi hissediyorsun.
Yani… beynin, sen farkında bile değilken, dopamin sinyalini aldığı anda hedefe karar veriyor.
Sonra sen o kararı kendi hedefin sanıyorsun.
Ve onu not defterine yazıyorsun.
Sosyal medyada paylaşıyorsun.
Arkadaşlarına anlatıyorsun.
Gelecekte ulaşılacak bir nokta olarak görüyorsun.
Ve ocak ayının 1'inde "kesin yapacağım" diyerek karar veriyorsun.
Ama bir adım ileri gitmek istediğin anda…
Ya ileri gidemiyorsun ya da bir şekilde hedefe ulaşsan bile, o hedefin getirdiği hayatta mutlu olamıyorsun.
Özgürlük odaklı, esnek çalışma saatleri isteyen biri var. Aslında bu kişinin kimliği bu.
Bir gün Instagram'da bir restoran sahibinin videosuyla karşılaşıyor. Ve videoda şöyle söyleniyor:
'Çok düşük maliyetle ilk restoranımı açtım, ilk ayda 300 bin TL kâr yaptım. Size de şimdi bu nasıl yaptığımı anlatacağım. Size özel sırlarımı açıklıyorum…'
Bu kişi bu yöneticinin videosunu izliyor ve beyni, anında büyük bir dopamin salgılıyor.
Sonra beyin, hemen bir hedef üretiyor: 'Bu kadar kolaysa ve bu kadar az maliyetliyse ben de yapabilirim. Ben de restoran açacağım.' Ve işe koyuluyor.
Sonra aradan aylar geçiyor. Restoran açılıyor. Haftanın 7 günü, sabah 6'dan gece 10'a kadar çalışıyor.
Para geliyor.
Ama bir sabah yataktan kalkarken şunu fark ediyor:
O işi aslında hiç sevmediğini anlıyor.
Sabah 5'te kalkmak ona göre değil, 22:00'da işten çıkmak yine ona göre değil.
Ve artık işe sürünerek gidiyor. Sabah kalkamıyor, gece uyuyamıyor. Stres bitmez oluyor. Aile içinde tartışmalar başlıyor. Odaklanamıyor, motivasyonu kalmıyor, hayattan zevk alamıyor.
Para var, ama o para, özgürlüğün bedeli ile satın alınmış.
Peki şimdi sormak istiyorum:
Sence bu kişinin özgürlük ve esneklik odaklı bir kimliği varken, seçtiği bu hedef doğru muydu?
Elbette hayır.
Çünkü o hedef, onun gerçek kimliğinden, vizyonundan ve mevcut durumundan doğmadı.
O hedef sadece bir dopamin artığıydı.
Bu yüzden kendi hayatında bile artık şu garip gerçeği fark etmiş olabilirsin:
Muhtemelen 18 yaşında, çok farklı şeyler istiyordun.
25'te başka şeyler.
30'da büsbütün farklı şeyler.
Sen bunu "olgunlaştım" diye yorumlamış olabilirsin.
Ama gerçek şu:
Maruz kaldığın dopamin kaynakları değişti.
Ve hedeflerin onlarla birlikte değişti.
Yani senin için en önemli gerçek artık şu…
Beynin, gördüğün içeriklere ve tavsiyelere göre sürekli yeni hedefler belirledi.
Ve sen, o üretimlerin peşinden koştun, kaybettin, kendini suçladın, pes ettin, yeni bir tane daha yazdın…
Yıllar geçti.
Ve dönüp baktığında, tuhaf bir his oluştu:
Çünkü sen zaten hiçbir zaman ne istediğine karar vermedin.
Beynin, sosyal medyada gördüğün şeylere veya etrafından gelen tavsiyelere göre her gün yeni bir karar verdi.
Bu sinir bozucu bir gerçek, biliyorum.
Ama bu gerçek, seni bu döngüden çıkaracak ilk adımdır.
Devam ediyoruz…
Muhtemelen bu kısaltmayı duymuşsundur:
Yani… SMART.
Bütün kişisel gelişim kitapları bunu öğretir.
Koçluk sektörü bunun üzerine kurulmuştur.
Şirketler bunu kullanır.
Ama şunu bilmiyorsun:
Bu çerçeve insan psikolojisi için yazılmadı.
Bu çerçeve 1981'de George T. Doran adlı bir yönetim danışmanı tarafından, "Management Review" dergisinde, şirketlerde orta kademe yöneticilere projeler yazdırmak için yazıldı.
Yani insana hedef koydurmak için değil…
Ürüne hedef koydurmak için.
Pazarlama kampanyasına hedef koydurmak için.
Üretim hedeflerini belirlemek için.
Ama bir ara kişisel gelişim sektörü bunu gördü ve…
"Bu çerçeveyi bireyler için de uyarlayabiliriz!" dediler.
İşte o an itibariyle, milyonlarca insan, 40 yıldır, şirket süreçlerine uyarlanmış bir çerçeveyi kendi hayatlarına uygulamaya çalıştı.
Sonuç?
Hedeflerin %92'si Şubat ayına varmadan çöpe gitti…
"Bu hedef kim olduğunla uyumlu mu?"
"Bu hedef senin vizyonundan mı doğuyor, yoksa başka birinin vizyonundan mı?"
"Bu hedefi hangi kimlik taşıyacak?"
Bu üç kritik soruyu sormadan konulan hedeflerin %92'si başarısız olur.
Çünkü hedef, bir proje değildir.
Hedef, bir kimliğin dışsal ifadesidir.
Ve kimliğini netleştirmeden konulan hedef, bir bacasız evin içinde yakılan ateş gibidir:
Isı olur, ama duman seni boğar.
Bu, yanlış araçla doğru işi yapmaya çalışmanın sonucudur.
SMART çerçevesi sana hedef belirlemeyi öğretir.
Ama hedefler belirlenemez…
Hedefler sadece ve sadece…
Evet, tam da bu şekilde.
Belirlemek ile türetmek aynı şey değil. Belirlemek seçmektir, bir listeden bir tane almak. Türetmek ise damıtmaktır, kendi özünden çıkarmak.
Ve şimdi kritik soru şu:
Eğer hedefler belirlenmiyor ve sadece türetilebiliyorsa…
Nereden türetilmeli?
Hangi sıraya göre?
Hangi unsurları, hangi sırayla birleştirirsek "sana gerçekten ait" bir hedef olabilir?
Şimdi bunu anlamak için bir damıtma kulesi düşün:
Kimya laboratuvarında…
Üstünden karmaşık bir sıvı giriyor ve altından saflaştırılmış bir özüt çıkıyor:
Kendi özünden, kendi benliğinden bir damıtma.
İşte senin hedefin de öyledir.
Eğer doğru kuleden geçerse, saflaşmış, sana ait olan bir özüt çıkar.
Eğer doğru kuleden geçmezse, Instagram'da gördüğün son kişinin hayatından birkaç parça bir araya toplanmış karmaşık bir sıvı oluşur.
Ve bu beş faktör, aynı anda, doğru sırayla, doğru sorularla çalıştığında, hedef kendiliğinden ortaya çıkıyor.
O zaman sen hedef "belirlemiyorsun."
Sen hedefi damıtıyorsun.
İşte hedef türetmenin de bu şekilde 5 faktörü vardır.
Ve bu 5 faktörün birleştiği sistemin adı:
DEPTH, beş adımlı bir damıtma sürecidir.
Her harf bir adımı temsil eder.
Bu harflerin, İngilizce olmasının sebebi, akademik makaleyi uluslararası platformda yayımlayabilmem içindir.
Sen ise, sistem adını aklında tutmak zorunda değilsin.
Sadece mantığı anla:
Şu an nerede tıkanıyorsun? Ne tür sorunlar yaşıyorsun?
Nasıl biri olduğun ve olmak istediğin yeni kişi kim?
Nasıl bir hayat kurmak istiyorsun?
Bu tanı, kimlik ve vizyondan hangi somut hedef çıkar?
Bu hedefi hangi günlük düzenle taşırsın?
Dikkatli bak, hedef (T) dördüncü adımda geliyor.
Dördüncü aşamadan önce, üç tane başka adım yapmış olmak zorundasın.
Geleneksel yaklaşım ise hedefi ilk sıraya koyuyor.
Dahası, bırakın sırayı, diğerleri ortada bile yok!
Ama DEPTH hedefi sondan bir önceki adıma koyar.
Ve diğerlerinin de yapılmasını zorunlu kılar.
Bu 4 farklı değişiklik, her şeyi değiştirir.
Şimdi sana her adımda ne olduğunu göstereceğim.
Gerçekte ne yapıyorsun. Gerçekte ne değişiyor.
D ile başlıyoruz.
Hedef koymadan önce durup kendine soruyorsun:
"Beni aslında ne engelliyor?"
Motivasyon mu? Zaman mı? Enerji mi? Dikkat mi? Çevresel mi? Yapısal mı?
Çoğu insan bu soruyu hiç sormadan hedef koyar.
DEPTH'te bu soru, her şeyin başlangıcıdır.
4 alan var: Enerji ve fiziksel altyapı. Dikkat ve zaman. Tekrar eden kalıplar. Çevresel engeller.
Her alanda, sizi geriye çeken asıl sızıntıyı tespit ediyorsunuz.
Ve şunu fark ediyorsunuz: "Benim sorunum motivasyon değil. Benim sorunum şu."
İlk kez doğru analiz yapılıyor.
Şimdi "ne istiyorum" sorusu değil, "nasıl biriyim" sorusu geliyor.
Çalışma tarzın nedir? Temel değerlerin neler? Neye tahammül edemezsin? Tekrar eden kalıpların neler?
Bu sorulara verilen cevaplar, bir kimlik cümlesi oluşturuyor.
Ve o kimlik cümlesi, bundan sonra koyacağın her hedefi süzecek bir filtre haline geliyor.
Bir hedef bu kimliğe uymuyorsa, o hedef senin değildir.
Artık bunu önceden görebiliyorsun.
Hayali değil, mimarisi.
Bu adımda "Nerede olmak istiyorum?" sorusunu sormuyorsun.
Ama şunu soruyorsun: "O hedefe ulaştığımda nasıl bir hayat yaşayacağım?"
O hayatı 7 alan üzerinden somutlaştırıyorsun.
Çünkü birçok hedef, bedeli görülmediği için başarısız olur.
Vizyon adımında o bedeli peşinen görüyorsun. Ya "bunu gerçekten istiyorum" diyorsun ya da "hayır, bu bana ait değil" diyorsun.
Her ikisi de bir kazanımdır.
Artık hedef koyabilirsin.
Ama bu hedef havadan gelmiyor.
Tanından geliyor. Kimliğinden geliyor. Vizyonundan geliyor.
3 filtreden geçiyor: Tanıma uyuyor mu? Kimliğimle uyumlu mu? Vizyonuma hizmet ediyor mu?
3 filtreyi de geçen hedef, SMART formatıyla netleştiriliyor.
Ne yapacağım. Nasıl ölçeceğim. Gerçekçi mi. Kimliğime uyuyor mu. Ne zamana kadar.
Bitirdiğinde elinde, belki de ilk kez, gerçekten sana ait olan bir hedef oluyor.
Ama hedefle de her şey bitmiyor.
Bir de seni oraya taşıyacak motor lazım:
Doğru hedef bile, onu taşıyacak bir sistem olmadan havada kalır.
Bu adımda 3 katmanlı bir alışkanlık sistemi kuruyorsun.
Günlük tekrarlar: tetikleyici → eylem → tamamlanma işareti.
Çevre tasarımı: doğru davranışı kolay yap, yanlış davranışı zor yap.
Minimum standartlar: kötü günlerde bile sistemi kırma.
Ve her hafta, her ay, her 3 ayda bir, gözden geçirme.
Sistem yaşayan bir şey.
Çünkü sen de yaşayan bir insansın.
Her adımda, o konuyu açıklayan bir bölüm ve ardından dolduracak alanlar geliyor.
Bitirdiğinde ise kendi tanından, kimliğinden, vizyonundan türeyen somut bir hedefin ve o hedefe yönelik alışkanlık sistemin oluyor.
Bunlar soyut kavramlar değil.
Bunlar senin kâğıdına yazdıkların.
Ve bu kitabın adı:
Bu kitap, bir motivasyon kitabı değil.
Bu kitap, bir kişisel gelişim kitabı da değil.
Bu kitap, 5 adımlı bir damıtma süreci üzerine kurulmuş bir uygulama kitabıdır.
İçinde okuyacağın her bölümün ardından, kendi cevaplarını yazdığın doldurma alanları bulunuyor.
Yani sen sadece okumuyorsun. Üretiyorsun.
Bitirdiğinde elinde, daha önce hiç koymadığın türde, gerçekten sana ait bir hedef oluyor.
Ve onu taşıyacak kimlik, vizyon ve günlük sistem elinin altında.
Buraya kadar okuduysan, büyük ihtimalle bu sistem sana hitap ediyor.
Detayları, bonusları ve fiyatı aşağıda göreceksin. Ama acelen varsa şimdi de başlayabilirsin.
Selamlar Selman Bey, kitabı okuma fırsatım oldu. Geri dönüşüm biraz geciktiği için kusura bakmayın.
Özellikle hedefi en başa koymayıp kendimizi tanımladıktan sonra ona uygun hedefler seçme kısmına bayıldım. Taklit vizyon ve hedeflerin sürdürülebilir olmaması üzerine yaptığınız vurgu gayet yerindeydi.
Sorun analizi konusunda net tanımlamalar yapma çabanızı da çok değerli buluyorum. Bunu bir nevi kök nedene inme süreci gibi değerlendirdim; çünkü "motivasyonum yok" gibi yüzeysel ifadeler bizi çoğu zaman yanıltabiliyor.
Maalesef günümüzde çoğu hedef tanımı "ithal" kalıyor. Belirlenen hedeflerde tutarlı ve uygulanabilir alışkanlıklar edinme vurgularınız, sonuç almak açısından çok kritik.
Son olarak şunu eklemeliyim: Bu asla klişe bir kişisel gelişim kitabı değil; bir sistem inşa süreci için el kitabı niteliğinde. Emeğinize sağlık, çok kıymetli bir çalışma olmuş.
"Merhaba Selman Bey, Kitabı okuma fırsatı buldum. Genel olarak faydalı buldum diyebilirim.
Özellikle hedefe direkt girmek yerine önce mevcut durumu ve kişinin ne istediğini netleştirmesi bence doğru bir yaklaşım.
Benim en çok dikkatimi çeken kısım, insanların genelde yaşadığı problemi yanlış tanımlamasıyla ilgili olan bölümdü. Motivasyon eksikliği gibi görünen şeylerin altında başka sebepler olabileceğini iyi anlatıyor.
O açıdan bakınca, biraz durup düşünmeye zorluyor. Okurken akış rahattı, dili de yormuyor.
Genel olarak, özellikle neye odaklanacağını netleştirmeye çalışan kişiler için işe yarar bir çerçeve sunuyor. Emeğinize sağlık."
"Merhaba Selman Bey, Gerçekten çok faydalı olduğunu söyleyebilirim.
Genelde hedef koymak ve gerçekleştirmek konusunda çok problem yaşayan biri değilim ancak süreci çok çok daha kolaylaştırabileceğim bir bakış açısı kattı bana kitabınız.
Aslında hedefe ulaşma süreci bu denli yıpratıcı olmayabilirmiş dedirtti diyebilirim okuduktan sonra. Okurken verdiğiniz örnekler sayesinde kendime adapte edebilmem de gayet kolay oldu.
Kitabı genel olarak verimli buldum, hepimizin bir heyecanla koyduğu hedefler ve gerçekleştiremedikten sonraki yetersizlik hissinden; yazdığınız adımlar doğrultusunda uygulamaya döküldüğünde artık o histen kurtulunabileceğini düşünüyorum.
Genel olarak değerlendirmemi bu şekilde ifade edebilirim. Emeğinize sağlık, çok teşekkür ederim."
"Selman Hocam Merhabalar, Kitabınıza başlama fırsatım oldu desem daha doğru bir giriş olacaktır. İş hayatı ve bazı telaşelerden tamamlayamadım henüz.
Ancak durumu tanıla kısmıyla belirsizliğime netlik kattığını söyleyebilirim.
Kimliğini kur ile olmak istediğim kişilik ve olduğum kişi arasındaki farkı net olarak göstermişsiniz. Benim bir süre yaşadığım belirsizliğe ayna tutmuşsunuz.
Dediğim gibi ben henüz tamamlayamadım ancak en kısa sürede bitirmeyi hedefliyorum. Bu sebeple kendimi bulma yolculuğuma aracı olduğunuz için hedefim ve kişiliğim arasındaki dengeyi sağlayıp önceliği neye vermem gerektiğini kaleme alarak bize ulaştırdığınız için çok teşekkür ederim.
Ben kaleminizi gerçekten beğendim hocam. Emeklerinize sağlık. Size de bu yolculuğunuzda kolaylıklar dilerim. Saygılarımla."
Ama bekle.
Kitapla birlikte, 7 bonus daha var.
DEPTH'in E adımında kimlik cümleni yazarken zorlanabilirsin. Bu kütüphanede 50 farklı kimlik cümlesi şablonu var. Her biri farklı bir yaşam alanı için: kariyer, ilişki, sağlık, yaratıcılık, liderlik, hizmet. DEPTH'in E adımını 3-4 kat hızlandırır.
DEPTH'in P adımında 10 yıl sonrasını duyusal detayla tasarlaman gerekiyor. Bu rehberde adım adım görselleştirme teknikleri var. Sabah / Öğlen / Akşam sahnesi inşası. Duyusal detay kontrol listesi (5 duyu). Kimlikle uyum testi. DEPTH'in P adımını 10 kat daha derinleştirir.
DEPTH'in H adımında sistemi kurduğun anda, takip etmen gerekiyor. Çünkü takip edilmeyen sistem körelir. Basılabilir PDF: 90 günlük grid tablosu. Günlük 5 çekirdek eylem satırı. Haftalık gözden geçirme. Aylık değerlendirme. Duvara asabilirsin. Görünür olan şey, sürdürülür.
DEPTH'in D adımı sana şunu sorar: "Seni aslında ne engelliyor?" Ama çoğu insan bu soruyu yüzeysel geçer. Bu test, 5 kategori ve 20 soru üzerinden asıl tıkanma noktanı somut olarak ortaya çıkarıyor. Test bittiğinde elinde somut bir tanı haritası oluyor.
Beynin dışarıdan gelen uyaranlara göre hedef üretiyor. Peki sana o uyaranları kim veriyor? Hangi Instagram hesabı? Hangi podcast? Hangi arkadaş? Hangi sektör ortamı? 3 kategoride, dijital kaynaklar, insanlar ve ortamlar, sana yabancı hedef enjekte eden her kaynağı tek tek görüyorsun.
"Motivasyonum yok" hissi, çoğu zaman motivasyon sorunu değildir. Belirli bir alandaki tıkanmanın tüm sisteme yansımasıdır. Bu çark, 8 temel alanı görsel olarak ortaya koyuyor: Kariyer, sağlık, ilişkiler, finans, kişisel gelişim, eğlence, fiziksel çevre ve anlam.
DEPTH'in dört adımını tamamladın. Şimdi hedefi kâğıda somutlaştırmak kaldı. Dört adım: Tanı + kimlik + vizyon özetini birleştir. 3-5 hedef adayı üret. Her adayı 3 filtreden geçir. Bitirdiğinde elinde belirlemediğin, türettiğin bir hedef kalıyor.
Bir an için düşün.
Bu sorunu çözmek için, şu ana kadar ne kadar para harcadın?
Kişisel gelişim kitapları mı aldın?
300-600 TL × 10 kitap = 3.000-6.000 TL.
Motivasyon veya zaman yönetimi kursuna mı katıldın?
Ortalama 3.000-8.000 TL.
Yaşam koçuyla çalıştın mı?
Güncel seans ücretleri 1.500-5.000 TL arası. 6 seans = 9.000-30.000 TL.
Terapi aldın mı?
2026 yılı itibarıyla İstanbul'da psikolog seans ücreti 4.000-9.500 TL arasında.
Ayda 4 seans = 16.000-38.000 TL.
Yıllık seans toplam ücreti = 192.000 TL'nin üzeri.
Sadece bu dört alternatifi bir kez denemiş biri, kolayca 20.000-40.000 TL harcamış demektir.
Ve hiçbiri, hedef türetme sorununu kökünden çözemiyor.
Çünkü hiçbiri bu sorunu adlandıramıyor bile.
Sen hedeflerinin neden tutmadığını öğrenmek için, 20.000-40.000 TL harcamak zorunda değilsin.
Ben bu paketi sana 3.350 TL'ye bile satmıyorum.
1.500 TL'ye dahi satmıyorum.
Bugün, bu sayfada, şu an sadece:
Ana kitapçığı al, 7 bonus tamamen ücretsiz.
Toplam 3.350 TL'lik paket, sadece 850 TL'ye.
Çünkü şu an bir başlangıç dönemindeyiz.
DEPTH'in akademik makalesi OSF Uluslararası Platformu'nda yeni yayımlandı.
Önümüzdeki aylarda yerli ve yabancı yayınevleriyle görüşüyoruz.
Profesyonel yayıncılığa geçtiği an, fiyat ciddi oranda artabilir.
Pazarlama ve dağıtım maliyetleri devreye girebilir.
Ayrıca, bu tanıtım dönemini ilk 500 kişiyle sınırlıyorum.
500 kişiye ulaştığımda, fiyat normal seviyesine dönebilir.
Dahası… bu kitabı aylar sonra videolu bir eğitime dönüştüreceğim.
Bu nedenle bu fiyatın gerçek değeri: 3.350 TL'den bile fazla.
Ama şimdi sadece 500 kişi için 850 TL.
Zorunlu değil ama…
Bu kitle bana referans, yorum ve geri bildirim verecek ilk kitle.
Onların geri bildirimiyle sistem büyüdüğünde, fiyat da büyür.
Fakat ben sizin için daha da ileri gidiyorum ve sistemime o kadar güveniyorum ki…
Eğer kitabı ve bütün bonusları alır, 5 adımın hepsini uygular, tüm doldurmaları tamamlar ve sana hiç bir fayda sağlamadığını düşünürsen,
Tek bir e-posta ile, 60 gün içinde paranın tamamı iade edilir. Sorgusuz sualsiz.
Bütün riski ben üstleniyorum.
Çünkü sistemin işe yaradığını biliyorum.
Kendim uyguladım. 70+ ilk okuyucu uyguladı. Akademik çerçevesi OSF'de açık erişimli. Bu alandaki diğer programım Bakanlık tescilli.
Sana düşen tek iş, denemek.
Eğer işe yaramazsa, sen hiçbir şey kaybetmiyorsun.
Ama eğer işe yararsa, bu senin 10 yılını, 20 yılını ve ömrünü kurtarır.
Yarın yine "bugün farklı olacak" de.
Akşam yine aynı hayal kırıklığını yaşa.
Önümüzdeki Ocak'ta yine aynı hedefleri yeniden yaz.
Ve belki bir 10 yıl daha, aynı döngünün içinde dön.
Bu seçeneği yargılamıyorum.
Bazen insanlar değişmeye hazır değildir.
Bu hafta içinde 5 adımı uygula.
Bitirdiğinde, belki de ilk kez, gerçekten senin olan bir hedef elde et.
Ve o hedefi taşıyacak kimliği, vizyonu ve sistemi elde et.
Ben iki seçeneği de net koyuyorum.
Çünkü bu senin hayatın.
Senin kararın.
Ben bir rehberim. Ama yolu yürüyen sensin.
Şunu söyleyebilirim:
1 yıl sonra, peşinde koştuğun hedefler gerçekten senin olacak mı?
Yoksa yine başkalarının vizyonundan devşirilmiş kopyalar mı olacak?
Bugünün kararı, bunu belirleyecek.
Başkasının hedefine koşan bir hayat… yorgundur.
Kendi hedefine koşan bir hayat… enerjiyle doludur.
Fark, şu an, seninle başlıyor.
"Merhaba Selman bey. Oya ben.
Kitap elbette faydalı oldu. Faydasız kitap yoktur 😊.
Okurken hep geç kalmışlık hissi vardı. Kitabın uygulama kısmı düşündürücü ve zaman ayırmak lazım gerçekten.
Emek vermişsiniz teşekkür ederim. Tekrar arada açıp bakmak lazım bunu da belirtmiş olayım. Ellerinize sağlık."
Bu sayfayı kapatıp gidersen eğer, 3 sefer daha Instagram'a bakacaksın.
Her bakışında, beynine 3 yeni "havadan hedef" enjekte olacak.
Bu yıl bitmeden, en az 20 farklı hedef daha koyacaksın.
Ve Ocak 2027'de, muhtemelen bugünkü bu sayfayı, bu cümleyi, bu anı hatırlayacaksın.
"O zaman alsaydım keşke..." diyeceksin.
Ama bugün alırsan, 2027 Ocak'ında bambaşka bir sen olabilirsin.
Tamamen kendine ait olan bir hedefe koşan.
Başkasının vizyonundan değil, kendi kimliğinden türetilmiş bir hedefe.
Bu parayla, son 10 yılını geri satın alıyorsun.